Lisanssız elektrik üretimi, yatırımcılara belirli lisans prosedürlerine tabi olmadan kendi elektriklerini üretme imkânı sunan ve özellikle çevre dostu yenilenebilir enerji projelerini teşvik eden bir kavramdır. Türkiye’de Mayıs 2021’de yapılan yönetmelik değişikliğiyle, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği’nin 5.1.h maddesi yürürlüğe girmiştir. Bu madde, lisanssız enerji projelerini daha cazip hale getiren ve sektörde önemli değişimleri başlatan düzenlemeler içermektedir.
5.1.h maddesinin tam metni: Yönetmelik hükmü, tüketim tesislerinin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere, ilgili tüketim tesisinin bağlantı anlaşmasındaki sözleşme gücünü geçmemek kaydıyla yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisi kurulabileceğini ifade eder. Ayrıca, bu kapsamda kamu kurum ve kuruluşlarının da 5.1.c bendi kapsamında yenilenebilir üretim tesisi kurabileceği belirtilmiştir.
Yukarıdaki yasal ifade daha anlaşılır biçimde şöyle açıklanabilir: 5.1.h kapsamında, bir tüketim tesisine bağlı olmak üzere yenilenebilir enerji santrali kurulabilir ve bu santral, tüketim tesisinin sözleşme gücüne (abonelikte tanımlı maksimum güç) bağlı bir kapasiteye sahip olabilir. Başlangıçta bu kapasite, tüketim tesisinin sözleşme gücünü aşamaz şeklinde sınırlandırılmıştır. Ancak sanayi aboneleri gibi yüksek tüketimli bazı tüketiciler için yönetmelik zamanla daha esnek hale gelmiştir. Özellikle 5.1.h maddesine eklenen imkan ile sanayi grubu tüketicileri için bu sınır sözleşme gücünün iki katına kadar çıkarılmıştır.
Yani bir fabrika, kendi abonelik sözleşmesinde tanımlı gücünün 2 katına dek bir kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali (GES) kurma hakkı elde edebilir. Bunun amacı, çatısında yeterli alan olmayan veya tüketimi çok yüksek olan işletmelere, ihtiyaçlarını karşılayacak daha büyük kapasiteli santraller kurma fırsatı vermektir.
5.1.h maddesinin bir diğer yeniliği, üretim tesisi ile tüketim tesisinin coğrafi konumuna ilişkin kısıtların gevşetilmesidir. Önceden lisanssız üretim yapan tesis ile tüketim noktası aynı dağıtım bölgesi sınırları içinde olmak zorundaydı. Yapılan son düzenlemelerle bu zorunluluk kaldırıldı. Artık tüketim tesisinden farklı bir dağıtım bölgesinde de 5.1.h kapsamında yenilenebilir enerji santrali kurulabilir.
Bu değişiklik, yatırımcılara coğrafi esneklik sağlayarak, örneğin tüketim merkezine uzak fakat güneşlenme potansiyeli yüksek bir bölgede GES kurulmasının önünü açtı. Üretilen enerji, uzaktaki tüketim tesisi ile mahsuplaşma (üretim-tüketim dengelenmesi) yapılarak değerlendiriliyor. Mahsuplaşma işlemi halen aylık periyotlarla gerçekleştirilmekte olup, her fatura döneminde ne kadar tüketim ve üretim gerçekleştiği karşılaştırılarak hesaplama yapılmaktadır.
Tüketimden arta kalan ihtiyaç fazlası enerji ise on yıl boyunca devlet tarafından belirlenen tarifeden satın alınmaktadır. Bu kapsamda şebekeye verilen fazla enerji, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında 10 yıl süreyle alım garantilidir. Ancak alım fiyatının, tüketicilerin ödediği birim fiyattan daha düşük olduğuna dikkat edilmelidir (2021 sonrası projelerde bu fiyat TL bazında belirlenmektedir).
Özetle: 5.1.h maddesi, tüketim ihtiyaçlarını karşılamak üzere yenilenebilir enerji tesisleri kurulmasını, üretilen enerjinin tüketimle dengelenmesini ve fazlasının devlete satılmasını mümkün kılan önemli bir adımdır.
5.1.h denildiğinde akla ilk olarak güneş enerjisi projeleri gelir. Özellikle fabrikalar, maden, çimento, petrokimya, tekstil gibi enerji tüketimi yüksek sanayi tesisleri bu maddeyi kullanarak büyük ölçekli GES kurabilmektedir. Çatısında yeterli alan bulunmayan ya da tüketimi çok yüksek olan bu işletmeler, artık arazi üzerinde kendi ihtiyaçlarını karşılayacak veya kısmen aşacak büyüklükte (sözleşme güçlerinin 1 veya 2 katına kadar) güneş santralleri inşa edebiliyorlar.
Örneğin bir fabrika sahası yakınına veya başka bir şehirde güneş panelleri tarlası kurup, buradan ürettiği elektriği kendi işletme tüketimiyle mahsuplaştırabilmektedir. Sanayi aboneleri dışında ticarethane veya konut aboneleri de 5.1.h kapsamında proje yapabilir ancak bunlar için kurulu güç, sözleşme gücünü geçemez (yani bu kesim için halen 1 kat sınırı uygulanır). Yine de otel, hastane gibi büyük ticari tüketiciler de çatılarının yetmediği durumda bu maddeyi kullanarak uygun arazilerde GES kurma yoluna gidebilmektedir.
5.1.h maddesi, çiftçiler ve sulama birlikleri için de önemli fırsatlar sunar. Tarımsal sulama amaçlı elektrik abonelerine, kendi sulama pompalarının elektrik ihtiyacını karşılamak üzere güneş enerjisi santrali kurma imkânı tanınmıştır. Yapılan düzenlemeler ile tarımsal sulama tesisleri, aboneliklerindeki sözleşme gücünü geçmeyecek şekilde ve bütünlük arz eden (bitişik) parseller üzerinde, tüketim noktası ile aynı ölçüm noktasında olacak şekilde GES kurabilmektedir.
Yani çiftçiler, sulama yaptıkları araziye veya hemen bitişiğindeki tarlasına, şebekeye bağlı bir güneş paneli sistemi kurarak kuyularını çalıştırabilirler. Dikkat edilmesi gereken, kurulacak santralin yeri konusunda tarım arazisi niteliğidir: Mevzuata göre güneş santrali kurulacak arazinin marjinal tarım arazisi statüsünde olması gerekmektedir. Verimli tarım arazilerinde enerji yatırımı yapmak izne tabi olup kısıtlıdır. Tarımsal sulama abonelerinin kurduğu GES’ler de diğer projeler gibi aylık mahsuplaşma sonrasında ihtiyaç fazlası enerjiyi şebekeye satma hakkına sahiptir ve böylece sulama sezonu dışında üretilen elektrik için gelir elde edebilirler. Bu durum, çiftçilerin elektrik maliyetlerini azaltmada büyük katkı sağlamaktadır.
5.1.h maddesi kapsamında kamu kurumları da yenilenebilir enerji tesisi kurabilir. Örneğin belediyeler, su arıtma tesisleri veya kamuya ait büyük binalar, kendi elektrik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla güneş enerjisi yatırımları yapabiliyor. Başlangıçta kamu kurumları için öngörülen model, tesislerin tüketim noktasıyla aynı ölçüm noktasında ve sözleşme gücünü aşmayan kapasitede GES kurmalarıydı.
Ancak 2022’deki değişikliklerle birlikte kamu kurumları da 5.1.h esnekliğinden faydalanmaya başladı. Artık belediyeler ve bağlı kuruluşları, tarımsal sulama tesisleri ve sanayi tesisleri ile benzer şekilde, tüketim tesisinin sözleşme gücünün iki katına kadar yenilenebilir enerji santrali kurabilecek ve bunu ister aynı ister farklı ölçüm noktasında gerçekleştirebilecektir.
Bu, örneğin bir belediyenin farklı bir şehirde kendine ait bir arazi üzerinde büyük bir güneş santrali kurup, ürettiği elektriği şehir şebekesi üzerinden kendi tesislerinin tüketimleriyle mahsuplaştırabileceği anlamına geliyor. Böylece kamu kurumları da elektrik faturalarını azaltmak için lisanssız güneş enerjisi yatırımlarından yararlanabiliyor.
GES projeleri en popüler olsa da 5.1.h kapsamında rüzgâr enerjisi santrali (RES) gibi diğer yenilenebilir kaynaklara dayalı projeler de kurulabilir. Lisanssız üretim mevzuatı, yenilenebilir kaynağa dayalı olduğu sürece kaynağı sınırlandırmamaktadır.
Ancak pratikte yatırımcıların çoğu güneşin sağladığı daha öngörülebilir üretim ve düşük kurulum maliyetleri nedeniyle GES’i tercih etmektedir. Yine de örneğin yeterli rüzgar potansiyeline sahip bölgelerde, fabrika veya belediyeler kendi ihtiyaçlarına uygun ölçekte rüzgar türbinleri de kurabilirler.
Kurulu güç büyükse bu tür projelerin iletim sistemine bağlanması gerekebilir – örneğin birkaç rüzgar türbininden oluşan 10 MW’lık bir lisanssız RES projesi, TEİAŞ iletim hattına bağlanarak çalışabilir. Daha küçük ölçekli tesisler ise bölgedeki dağıtım şebekesine bağlanır. Hangi seviyeden bağlanılacağı, tesisin kurulu gücüne ve tüketim tesisinin şebekeye bağlantı durumuna göre belirlenir.
5.1.h kapsamında proje yapabilmek için öncelikle bir elektrik tüketim tesisine (aboneliğe) sahip olmak gereklidir. Bu bir sanayi tesisi, ticarethane, sulama kooperatifi aboneliği, kamu kurumu aboneliği vb. olabilir. Tesisin abone grubuna göre uygulanabilecek kapasite sınırı değişebileceğinden (sanayi, tarımsal sulama gibi gruplar 2 katına kadar kurulum yapabiliyor) aboneliğin tarife grubu önemlidir.
Bir kişi ya da şirket, aynı tarife grubunda birden fazla tüketim tesisine sahipse, bunların sözleşme güçlerini bir araya toplayarak tek bir üretim tesisi kurma hakkına da sahiptir. Örneğin aynı şirkete ait birden fazla fabrikanın toplam sözleşme gücü kadar kapasitede tek bir GES kurulup bu tüketimlerin tamamıyla ortak mahsuplaşma yapılabilir.
Lisanssız üretim başvuruları, ilgili dağıtım şirketine yapılır. Her dağıtım bölgesi, kendi bölgesindeki başvuruları alıp değerlendirir. 2023 yılı itibariyle başvurular e-Devlet veya dağıtım şirketinin online portalı üzerinden elektronik ortamda alınmaya başlanmıştır. Fiziken evrak teslim etme dönemi sona ermiş olup, dijital başvuru dışında bir yöntem kabul edilmemektedir.
Başvuru yapmadan önce yatırımcının, tesisini bağlamak istediği noktaya dair TEİAŞ kapasite duyurularını kontrol etmesi önerilir. TEİAŞ, belirli aralıklarla trafolar bazında lisanssız üretim kapasite bilgilerini yayımlar. Böylece hangi trafo merkezlerinde ne kadar bağlantı kapasitesi kaldığı görülebilir.
Gerekli belgeler arasında genellikle şu dokümanlar yer alır:
Yeni yönetmelik değişiklikleriyle, eksik evraklar için ek süre tanıma uygulaması kaldırılmıştır. Evraklarda eksiklik varsa başvuru doğrudan iade edilmektedir. Bu nedenle başvuru sahipleri, talep edilen tüm belgeleri tam ve doğru şekilde hazırlamalıdır.
Başvuru, dağıtım şirketi tarafından teknik ve evrak yönünden incelenir. Teknik değerlendirmede, tesisin bağlanmak istendiği dağıtım şebekesinin kapasitesi, trafonun müsait olup olmadığı, gerilim seviyesinin uygunluğu gibi kriterlere bakılır. Eğer tüketim tesisi yüksek gerilim (iletim) seviyesinden besleniyorsa, TEİAŞ’ın da sürece dahil olması ve iletim bağlantısı değerlendirmesi gerekebilir.
Uygun görülen projeler için dağıtım şirketi, Bağlantı Anlaşmasına Çağrı Mektubu düzenler. Bu mektup, projeye belirli bir kapasite ve bağlantı noktası tahsis edildiğinin göstergesidir. Başvuru sahibinin bu mektubu aldıktan sonra belirtilen süre içinde gidip dağıtım şirketiyle bağlantı anlaşması imzalaması gerekir. Ayrıca dağıtım sistemi kullanım anlaşması da imzalanarak, üretilen enerjinin şebekeye verilmesi ve mahsuplaşma koşulları netleştirilir.
Bağlantı anlaşması imzalandıktan sonra yatırımcı, tesisin detaylı mühendislik projelerini hazırlar ve ilgili kurumlara (TEDAŞ veya dağıtım şirketi) proje onayı için sunar. Onay alındıktan sonra santralin kurulumu gerçekleştirilir.
Kurulum tamamlandığında, dağıtım şirketi (gerekiyorsa TEİAŞ ile birlikte) sahada kabul işlemi yapar. Kabulden sonra, tesis resmen devreye girer ve ürettiği elektriği şebekeye vermeye, tüketimle mahsuplaşmaya başlayabilir. Bu aşamada üretici, dağıtım şirketine ve perakende şirketine gerekli bildirimleri yaparak mahsuplaşma mekanizmasının düzgün işlemesini sağlar.
Kurulu güç limiti, tüketim tesisinin sözleşme gücüne göre belirlenir. Sanayi, belediye, tarımsal sulama gibi belirli tüketiciler için bu limit sözleşme gücünün 2 katına kadar olabilmektedir. Diğer tüm tüketiciler için ise sözleşme gücü ile sınırlıdır.
Kurulan üretim tesisi, ya dağıtım şebekesine ya da bazı durumlarda doğrudan iletim şebekesine bağlanır. Genel kural, üretim tesisinin mümkün olduğunca tüketim tesisinin bağlı olduğu noktaya yakın bağlanmasıdır. Eğer tüketim tesisi TEİAŞ iletim hattından besleniyorsa, üretim tesisine hem iletim hem dağıtım üzerinden bağlanma hakkı tanınmıştır.
Bağlantı anlaşmasında, proje için tahsis edilen nokta ve kapasite bellidir. Üretici, santralini bu noktanın teknik gereklerine uygun inşa etmelidir. Eğer üretim tesisi mevcut şebeke altyapısından uzaktaysa, bağlantı için yeni bir hat çekilmesi veya trafo merkezinde kapasite artışı gerekebilir. Bu tür yatırımlar genellikle yatırımcı tarafından karşılanır.
Lisanssız santraller de tıpkı lisanslılar gibi şebeke güvenliği ve kalitesi açısından belirli teknik kriterleri sağlamak zorundadır. 2021’de yapılan değişiklikle 50 kW ve üzeri kurulu güce sahip üretim tesisleri için uzaktan izleme ve kontrol imkânı veren SCADA sistemi kurulması şartı getirilmiştir.
Bunun yanı sıra tüm santraller uygun koruma röleleri, sayaçlar ve reaktif güç kompanzasyon sistemleriyle donatılmalıdır. Özellikle yüksek güçlü tesislerin şebekeye verecekleri gerilim dalgalanmalarını sınırlamak için belirlenen kriterler vardır. Proje kabulü aşamasında, bu teknik şartların tamamının sağlanması zorunludur.
Başvurudan tesise enerji verilmesine kadar geçen tüm süreçlerde asıl muhatap ilgili bölgedeki dağıtım şirketidir. Bu kurum başvuruları değerlendirir, teknik şartları bildirir, bağlantı ve sistem kullanım anlaşmaları hazırlar, kabul işlemlerini yürütür ve aylık mahsuplaşma işlemlerini yönetir.
Eğer proje iletim hattına bağlanacaksa, TEİAŞ’tan bağlantı onayı ve özel teknik koşullar alınması gerekir. TEİAŞ ayrıca bölgesel trafo kapasitelerini belirler ve duyurur. Projeler buna göre şekillenir.
Üretilen fazla enerji, bölgedeki görevli tedarik şirketi tarafından satın alınır. Üretici ile bu şirket arasında bir satış sözleşmesi imzalanır. Mahsuplaşma verileri de bu şirket tarafından işlenir. Tedarikçi değişikliği gibi durumlarda bildirim yapılmazsa mahsuplaşma geçersiz olabilir.
5.1.h maddesi, işletmelere kendi tüketimlerini karşılayacak ölçekte yenilenebilir enerji yatırımı yapma imkânı tanırken; aynı zamanda teknik uyum, mevzuat bilgisi ve doğru planlama gerektiren bir süreçtir. Enerji maliyetlerini düşürmek ve çevreci çözümler üretmek isteyen tüm yatırımcılar için ciddi bir fırsat sunmaktadır. Güncel düzenlemeleri takip ederek ve uzmanlıkla yola çıkan firmalar için sürdürülebilir enerji yatırımları artık çok daha erişilebilir hale gelmiştir.